KÜÇÜK CİVATA VE BÜYÜK ÖNEMİ

F. W. FOERSTER

Bir uçak elli yolcuyla denize düştü, hiçbir yardım yapılamadı, bütün yolcular boğuldu. Yalnız pilot kurtuldu, o iyi bir yüzücüydü, kaza yerinden geçen bir şilep tarafından kurtarılıncaya kadar suyun üstünde kaldı. Pilot suyun yüzünde duran uçak parçalarını inceleyerek kazanın sebebini de buldu.

Havaalanından önce son revizyonu yapan adam dikkat etmemiş, motordaki çok belli bir arızayı görmeden geçmişti. Büyük bir felaketin küçük bir ihmale bağlı olması, sorumluluk denen şeyin ahlaki sırrını, büyük bir makinenin veya koskoca bir teşekkülün küçük bir yerinde ufak bir ihmal sonunda beklenilmedik şeyler olacağını belirten bir örnektir. Ömrü boyunca denizlerde seyahat eden İngiliz şairi Rudyard Kipling, çok iyi görmesini bilen gözlerle gemideki en küçük civatanın önemini anlamış ve şu hikayeyi anlatmıştır.

“Vaktiyle koskoca bir gemide küçücük bir civata vardı. Bu, iki büyük çelik levhayı birbirine bağlayan küçük civatalardan biriydi. Bu küçük civata gemi Hint Okyanusu’nda yol alırken, birdenbire laçka olmaya başladı, düşme tehlikesiyle karşılaştı. Öteki civatalar ‘Sen düşersen biz de düşeriz,’ diye seslendiler. Geminin teknesindeki çiviler de “Biz de çok sıkışığız, biz de biraz laçka olalım,’ dediler. Bunu duyan demir kaburgalar ‘Ne olur yapmayın’ diye yalvardılar. ‘Siz tutmazsanız biz mahvoluruz.’ Derken küçük civatanın niyeti bir yıldırım hızıyla bütün gemiye yayıldı. Gemi titremeye başladı. Bunun üzerine bütün kaburgalar, levhalar, civatalar, en küçük civiler el ele verip küçük civataya bir elçi gönderdiler. Küçük civata yerinde kalmalıydı, aksi halde gemi parçalanacak, içlerinden hiç biri vatana kavuşamayacaktı. Küçük civata kendine bu kadar önem verilmesine çok sevindi ve olduğu yerde kalacağını bildirdi.”

Bu en küçük civataya kadar dikkate çağırış, yalnız gemilerin, uçakların veya demiryolu vagonlarının emniyetiyle sorumlu mühendisler için değildir. Havagazı musluklarını kullanan aşçı kadın için de değildir. Hepimiz içindir. Hayatta her zaman küçük bir civatayı unutmak tehlikesiyle karşı karşıyayız. Unutkanlığımız yüzünden büyük bir iş bozulabilir, binlerce insan ölebilir. “Küçük gemi civatası” derine gizlenmiş ahlaki gerçeklik için de güzel bir örnektir. Bu gerçeğin kesin, ama gözle görülmeyen önemi çok zaman büyük politika işlerinin mühendisleri tarafından unutulur.

Nihayet bir gün müthiş bir düşüşten sonra, kurtulanlardan biri, birdenbire bu düşüşün sebebini keşfeder. Onu geride kalanlara bildirir, bütün dünya bir an için merhametle, korkuyla yahut öfkeyle sarsılır ama bundan hiçbir ders almaz, aksine her yerde küçük civataları ve bu küçük civataların önemini unutmaya devam eder.

Subscription
E-Posta Kayıt:



Kitaplar