İYİ VE KÖTÜ
Halil Cibran
İçinizdeki iyiden bahsedebilirim, fakat kötüden bahsedemem. Çünkü kötülük, kendi açlığı ve susuzluğu yüzünden işkence çeken iyiden başka nedir?
Çünkü “iyi” aç kalınca, karanlık mağaralarda da gıda arar ve susuz kalınca, pis suları da içer! İçinizle dışınız bir olunca, muhakkaktır ki iyisiniz.
Fakat bu birlik kalkınca, kötü değilsiniz. Çünkü içinde birlik ve beraberlik bulunmayan ev, harami yatağı değildir. Yalnız düzenini kaybetmiş bir evdir.
Dümensiz bir gemi, tehlikeli adalar arasında, serseri serseri dolaşabilir, fakat denizin dibine batmayabilir. Siz, içinizden verdiğiniz zaman, iyisiniz. Fakat şahsınız namına fayda aradığınız zaman kötü değilsiniz.
Fayda için uğraştığınız zaman toprağa bağlı olan ve onun sinesinde beslenen bir kökten ibaretsiniz.
Muhakkak ki meyve köke bakarak, “Benim gibi olgunlaş ve bütünleş ve bütün varlığını ver!” diyemez. Çünkü vermek, meyve için bir ihtiyaçtır. Nasıl ki almak da kökün ihtiyacıdır. Söz söylerken tam uyanık isen iyisin.
Fakat dilin manasız şeyler kekelediği zaman uyuyorsan kötü değilsin!
Bazen birtakım aksak sözler bile kuvvetsiz bir dile kuvvet verir.
Hedefine doğru sağlam ve cesur adımlarla yürüdüğün zaman iyisin, fakat topallaya topallaya yürüdüğün zaman kötü değilsin! Çünkü topallamak da insanı geri götürmez. Fakat sağlam adımlı ve süratli olan kimseler, topalların karşısında topallamayı nezaket saymamalı!
Sen nice nice bakımlardan iyisin. Ve iyi olmadığın zaman da kötü değilsin. Tereddüt içindesin ve tembelsin. Ne yazık ki, ceylanlar, kaplumbağalara sürat öğretemiyorlar. İyiliğiniz dev nefsinize olan özleyişinizdedir. Ve bu özleyiş hepinizde vardır.
Fakat bu özleyiş, bazılarında, dağ kenarlarının sırlarını ve ormanın nağmelerini taşıyarak bütün kuvvetiyle denize akan bir sel gibidir.
Bazılarınız da, köşelerde ve dönemeçlerde kendini kaybeden ve denize akmadan önce duraklayan bir küçük ırmak gibidir.

Fakat içinizde özleyişi kuvvetli olan, özleyişi zayıf olana, “Sen ne için durgunsun ve neden duraklıyorsun?” demesin.
Çünkü hakikaten iyi olan kimse çıplağa bakarak, “Esvapların nerede?” yurtsuza bakarak, “Evinize ne oldu?” demez.

Subscription
E-Posta Kayıt:



Kitaplar