Parapsikoloji konusu günümüzde (ne yazık ki, şimdilik sadece yurtdışında) bir çok üniversitede akademik olarak incelenmekte ve farklı bilimsel disiplinlerden gelen araştırıcılar parapsikoloji bölümlerinde kadrolu olarak çalışmaktadır. Bunlar arasında en çok bilinenleri şunlardır: ABD’de North Carolina Üniversitesi-Rhine Araştırma Merkezi, California Üniversitesi, IIlinois Üniversitesi, Noetik Bilimler Enstitüsü, Princeton Mühendislik Anomalileri Araştırma Laboratuarı, St. John’s Üniversitesi-New York, Saybrook Enstitüsü, Motoyama İnsani Bilimler Enstitüsü; İngiltere’de Edinburgh Üniversitesi, Cambridge Üniversitesi, Sheffield Üniversitesi; Rusya’da Moskova Üniversitesi; Hollanda’da Utrech Üniversitesi, Avustralya’da Adelaide Üniversitesi, Avustralya Psişik Araştırma Enstitüsü; İsveç’te Göteborg Üniversitesi vs. Parapsikoloji konusunu inceleyen araştırmacılar ise tıp doktorları, psikologlar, tıp ve psikiyatri profesörleri, kimyacılar, biyologlar, biyo-kimyacılar, fizikçiler, başta elektronik olmak üzere diğer branşlardan mühendisler gibi çok farklı disiplinlerden gelmelerine rağmen metapsişik araştırmalar içinde kendi eğitimlerine uygun araştırma alanları bulmaktadırlar. Yurdumuzda parapsikoloji çalışmaları, 1960′lı yılların başında akademik alanda önemli çıkışlar yapmış; doktora, doçentlik tezleri konusu olmuştu. Umuyoruz ki, yakın gelecekte parapsikoloji konusu, yurdumuzdaki üniversitelerimizde de bir ana bilim dalı olarak incelenmeye başlanacaktır. Ülkemizin zengin kültürel ve ruhsal kaynakları içerisinde, parapsikolojik bakımdan araştırılması gereken pek çok konular ve olgular mevcuttur. Parapsikolojik araştırmalar son derece zor ve bilgi gerektiren türden olduğu için bu alandaki çalışma ve incelemeler pahalı ölçüm cihazları ve ekipmanla donatılmış laboratuarlarda yapılmaktadır. Ayrıca bu türden araştırmalar yapan kurumlar, devlet ve hükümet tarafından da desteklenmektedir. Parapsikoloji laboratuarlarında yapılan çalışmalara katılan süjeler (denekler) farklı kültür ve sosyal yapılardan değişik meslek dallarından insanlardır. Değişik şuur hallerine sahip bu insanların durumları, psikoloji ve psikiyatri uzmanları tarafından çoğu zaman anlaşılamamakta ve bu kişilere hatalı tedaviler içerebilecek farklı teşhisler konulabilmektedir. Çeşitli devletlerin özel araştırma veya özel eğitim birimlerinin özellikle ileri derecede paranormal özellikleri olan durugörür, medyom veya telekinetik yetenekleri bulunan süjelerle çalışılması da parapsikoloji’nin, yakın geleceğin en önemli araştırma dallarından biri olacağını göstermektedir; ancak daha ileri seviyedeki bu parapsikoloji çalışmaları hakkındaki raporlara ulaşmak, her zaman mümkün olamamaktadır. En önemlisi, metapsişik yani parapsikolojik araştırmaların, sonuçları bakımından insana ve insanlığa sunduğu pek çok değişik anlayış şekillerinin olmasıdır, insanda bugüne kadar sadece inanç veya dogmatik tarzda mevcut olan pek çok konu ve bilgi, bu bilimsel araştırmalardan elde edilen kanıtlarla açıklanmakta ve desteklenmektedir; bu durum da yeni anlayışlara, yeni kavrayışlara yol açmaktadır. Parapsikolojik araştırmaların bu özelliği, günümüzdeki genetik araştırmaların yarattığı etkiye çok benzemektedir. Genetik bilgiler yani insan bedeni ile ilgili temel gerçekler ortaya çıktıkça, önceden var olduğu zannedilen veya olduğu kabul edilen pek çok bilgi ve olgu da geçerliğini yitirmektedir. Aynı şekilde, metapsişik araştırmalar da insanlığı birtakım yeni anlayışların, bilişlerin kısacası yeni realitelerin kıyısına getirmiştir, insan, dünyada varoluş amacına bağlı olarak kendi varlığını, bedenini ve bunların etkileşimlerini tanımak durumundadır ve bu tanıma çalışması zaten binlerce yıldır sürmektedir. Her çalışmanın sonunda olduğu gibi, elde edilen yeni bilgiler ışığında değişimin oluşması kaçınılmazdır. Bu değişimin sancılarının tüm insanlık ailesinde, özellikle de yurdumuzun her yerinde ortaya çıktığını görmekteyiz. İnsanlığı sevgiye, hoşgörüye, merhamete, kardeşliğe, paylaşmaya, birleşmeye götürecek olan anlayış; metapsişik-parapsikolojik, genetik ve fizik araştırmalarının sentezinden oluşan bilgi olacaktır. Deneye dayanan bu bilgiyi kabullenmek ise içsel ve zihinsel esneklik gerektirmektedir, ayrıca bu, değişimin de bir ön şartıdır. Değişim ve ilerleme kapımıza kadar ulaştı. Bize düşen bağnazlığımızdan kurtulmak, dogmalarımızdan bir an önce vazgeçip aklımızı ve vicdanımızı kullanarak değişimi içeri almaktır.

Subscription
E-Posta Kayıt:



Kitaplar